Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

1 Aralık-Gidiverdin…

Bir Aralık gidiverdin,tertemizce… Sen gittin ben kirli kaldım..

Sen gidince, hani o çok sevdiğin, bana her söylettiğinde şekerler, harclıklar verdiğin, dinleyince ağladığın Aman Çeşmeler den su akmaz oldu artık.Senin gibi gönül yaşı akıtamayan ruhum kirli ve kupkuru. Sen gittin susuz kaldım.

Sen gidince hayallerim yarım kaldı. Hani müdürü olup senin maaşına zam yapacağım vakıflar bankası var ya orası bana ümit vermez oldu artık. Sen gittin hayalsiz kaldım.

Sen gidince başım açık, kolum çıplak kaldı. Hani camide arkamdan gelip başıma kondurduğun takkeler var ya onlar örtmüyor beni artık. Sen gittin edepsiz kaldım.

Sen gidince kulaklarım atıl kaldı. Hani söylediğin Yunuslar, Mevlanalar onların şiirleri yok artık. Sen gittin öğütsüz kaldım.

Sen gidince bedenim yersiz kaldı. Hani namaz adamı alanda koymaz yavrum deyişin var ya o alanlar bile yok artık. Sen gittin yurtsuz kaldım.

Ve en acısı da ne biliyor musun, Sen gidince içimde bir ukde kaldı. Hani ilk maaşlarımı biriktirip seni götüreceğim kutsal topraklar var ya, hani her gidenin ardından bir ahhh çektiğin Mekkeler, Medineler hani o çok hakedip de varamadığın yerler, oralara gidebilecek dermanım yok artık. Sen gittin güçsüz kaldım. Bir aralık gidiverdin,garipçe…

Biliyor musun Babaanneme ilk sarılışımda ”dedeni gariplikten kurtaramadık yavrum, garip geldi-garip gidiyor” dedi. Biliyorsun dede ve bende biliyorum malın da mülkün de yalan olduğunu bilerek ve yaşayarak giden bir insan garip değildir. Sen gittin dosdoğru yaşarak, ya biz…

Gözyaşlarıma teslim olacağımı bile bile yazıyorum bu yazıları, ama sen ardından ağlanılması gereken değil gurur duyulması gereken birisi olarak bizleri selamlıyorsun oralardan, eğer bir yerin varsa orada senin yanında ne olur çağır beni dedem, fazla kirlenmeden bende tertemiz varayım oralara çünkü sen gittin ben öylece kalakaldım….

Biricik Torunun Emre ÖRS …

Açılım mı ? Saçılım mı ?

Herkes tutturmuş bir açılım gidiyo. Yok “Kürt açılımı” , yok “Demokratik açılım” , yok “ayrıcalık”…….  İşin ayrıntısına kafam sarmadı. Hani ileride zararı mı olur, yoksa faydalı bişey midir ? Bilemicem. Yorum yok :D

Tam bu günler de bir kitap okuyorum Gürbüz Azak’ ın ” Dünyayı Ölüler Yönetir ” adlı kitabı Okumaya Devam »

Kayıp Masallar

Yaklaşık 2 yıl önce Atlas dergisinden  köyümüze  araştırma yapmak için geldiklerini tesadüfen dergide gördükten sonra öğrenmiştim. Eski yörük hikayelerinden bir belgesel hazırlayacaklarmış.

Bir kaç gün önce bir abime ne oldu Atlas ın belgesel işi diye sorduğumda ”yalan oldu galiba’  demişti. Bugün dedim bir daha bakayım bizim belgesel ne alemdeymiş :D Eylül sayısında kitapçık olarak veriliyormuş ‘Kayıp Masallar’…

Bir kaç resim de var bizim köyden… Ve güzel bir video da :)

Resimler burada

Video da İbrahim Öncel abimizden :)

http://www.dailymotion.com/lang/tr/video/xadsle_kayyp-masallardan_lifestyle

Öss nasıl kazanılır ?

Öncelikle sen kimsin de bu yazıyı yazıyorsun diyenler olabilir. Bence olmalı da. Ben 2006 yılında ÖSS ye girmiş ve yeterli derecede bir puan alıp Pamukkale Ele – Elo müh. bölümüne yerleşmiş bulunmaktayım. 2006 da sistem yine değişmişti o sistemle üniversiteye ilk girenlerdenim. Bundan önceki yazımı yazarken aklıma geldi bu yazıyı yazmak.

Bu sistem hep değişip duruyor. 2010 da  YGS ve LYS adlarında olan sınav sistemi 2014 den sonra yine başka “S” lerle devam edecektir. Bundan hiç şüphemiz yoktur. Aslında doğrusu da şu anda ortaoğretim kurumlarında uygulanan SBS tarzı bir sistemdir. ÖSS yi 4 yıla yaymak. Bence yakında bu sisteme geçilmesi muhtemeldir hatta kesin bile diyebiliriz.

oss

Şimdi geçelim yazımızın başlığına

Okumaya Devam »

2010 Öss Sınav sistemi

Önümüzdeki sene yeni bir öss sistemiyle karşı karşıyayız. Bendeniz 2006 Öss sınavıyla (o zaman için yeni sistemdi :D ilk öğrencileri oluyoruz) üniversiteye yerleşmiş birisi olarak bu sene sınava girecek arkadaşların bu büyük  avantajı değerlendirmelerini  söylüyorum. :)   Elbette kazanan kişi sayısı aynı olacak ama sınav anında bakmışsınız ki soruları tıkır tıkır çözüyorsunuz. Şimdi biraz bu sistemle ilgili birazcık alıntı bilgi verelim. Yakında ÖSS nasıl kazanılır diye bir yazı yazıyorum… BEKLEYİN :)

Okumaya Devam »

Haftada birkaç gün yayın yapan Zeki Kayhan Coşkun un matrax  adlı radyo programını (Alem Fm de)  sık sık -radyolar arası geçerken- dinlerim.

Her zaman düşünmüşümdür insanlar bu radyo yapımcısının kendileriyle dalga geçeceklerini bile bile hala neden ararlar?  “Hayır , bilmiyorlardır  belki. “ derseniz . Kesinlikle katılmam her programında en az birkaç kişiyi küçük düşürüyor. Arayan adam o kadar mükemmel olmalı ki dalga geçmesin. Zaten normal bir insan arayınca heyecandan ne diyeceğini karıştırır, programdan önce 100 defa kendi kendine prova yapsa da – ki yapıyorlardır- canlı yayına katılınca eli ayağına dolaşırdır elbette.

Bilmiyorum kaç yıldır yayında ama oldukça fanatiği var galiba. Halkımızın kendimize yakıştırdığımız bu aşağılık kompleksini yıllardır üzerimizden atamadığımızın bir göstergesi olsa gerek bu.

Birilerinin bize “geri zekalı” “aptal” “salak””manyak” gibi hoş sözler (!) söylemesi hoşumuza çok gidiyor olsa gerek ki yıllardır bu radyo programınıı aramaya devam ediyoruz.

Dinleyin hiçbir şey demiyorum –zaten bende sık sık dinliyorum- ama neden durup dururken kendine milyonlarca kişinin önünde hakaret ettirmek için bir radyo programını arıyorsun ki?

Yazımın sonuna gelirken matrax ın bir bölümü olan Ulusa Sesleniş ’ le   yazımı bitirmek istiyorum: “ Ey gecenin bir yarısı hiç işi gücü yokmuş gibi Matrax dinleyen, kendine hakaret edilmesi çok hoşuna giden  Zeki Çalışkan ve Ahlaklı Türk Milleti ; ne diyeyim Allah sizi bildiği gibi yapsın”

Hadi bakalım selametle :)

OLASILIKSIZ IN OLASILIĞI

Hepiniz duymuşsunuzdur Adam Fewer in meşhur olasılıksız adlı kitabını , bende duydum ve merak ettim, başladım okumaya fakat birkaç sitede 3-4 günde bu 400 küsür sayfalık kitabı bitirenleri okuyunca stres yaptım :D Son günde 100 sayfa okuyarak hemen bende bitiriverdim. Bir günde 100 sayfa okuduğuma bakılınca akıcı bir kitap olduğu açıkca belli.
Bir çok bölümü zor anlaşılmasına rağmen gayet güzel bir kitapmış , geleceği görebilen (aslında gelecekteki olasılıkları görebilen) bir adamın (David Caine) hikayesi , hani geleceği bilmenin , tahmin etmenin Allah-ü Teala’ya ait olduğunu biliyoruz. Peki gelecekteki olasılıkları tahmin ederek bir olayın sonuçlarının ne gibi sonuçlar doğuracağını bilebilir miyiz? Bence mümkün ama o zeka nerde bizde :)
Kitap daki en önemli konulardan birisi de Pascal ın Beklenen Değer teorisi , Pascal ın dindar olmasının temelinde bu teorinin yattığı söylenmiş kitapta. Doğrudur yanlıştır bilemem.
Fakat her şeye uyarlanabilen bu formül çok hoşuma gitti benim :) Hemen bir yerlere not ettim

Pascal’a göre hayat iki beklenti üzerine inşa edilebilirdi;

Bu iki beklenti üzerine iki olasılık vardı;

• Allah var ve ölümden sonra sonsuz hayat vaat ediyor
• Allah yok ve ölümden sonra hayat yok

• Hedonizm: Fiziksel yani dünyevi hayattan alınacak zevk
• Dini hayat: Dinin izin verdiği ölçüde alınacak dünyevi zevk ve ölüm sonrası hayattan beklenen ödül

a) beklenen değer (hedonizm)
b) beklenen değer (dini hayat)

varsayım;
a) olasılık [ (ölümden sonra hayat yok) * (hedonizmden alınacak zevk) ] + olasılık [ (ölümden sonra hayat var) * (sonsuza dek lanetlenmek) ]
b) olasılık [ (ölümden sonra hayat yok) * (dinden alınacak zevk) ] + olasılık [ (ölümden sonra hayat var) * (sonsuz mutluluk) ]

eğer (a) > (b) ise hedonizm’e devam etmek gerek,
eğer (b) > (a) ise dindar olmak gerek.

Pascal bu iki denklemin sonuçlarını hesaplayabilmek için bazı varsayımlarda bulundu. Birincisi sonsuz mutluluk pozitif sonsuz, sonsuza dek lanetlenme ise negatif sonsuz olacaktı. Elde edilecek diğer zevkleri ise, hedonist zevkler ve dini yaşarken elde edilecek dünyevi zevkler, sonlu pozitif sayılar olarak kabul ediyordu. Matematikte sonlu sayılar sonsuz sayılar yanında değersiz kalmaktadır. Bunlara ek olarak, dinsel kitaplar ve buralarda anlatılan mucizevi kanıtları görmezden gelerek, tanrının var olup olmama yani ölümden sonra hayatın olup olmaması olasılıkları eşittir. Yani %50 var, %50 yok. Bu varsayımlar ışığında Pascal iş hayatında da çok kullanılan olasılıksal değer hesaplama yöntemiyle hedonist bir yaşam ile elde edilecek zevkin değerini eksi sonsuz, dindar bir hayat yaşanarak elde edilecek değeri ise pozitif sonsuz olarak hesaplamıştır.

“sonsuzlar” çok büyük olduğundan belirleyici olacağı için diğer durumların sayısal değerlerinin bir önemi kalmıyor ve ortaya çıkan sonuç;

a) hedonizm = – sonsuz
b) din = + sonsuz

yani (b) > (a) yani (hedonizm) < (dini hayat) Yani Pascal’a göre, mantıklı ve matematiğe güvenen bir insanın dindar hayatı seçmesi kaçınılmazdır. Pascal’ın ortaya koyduğu mantığa göre dini hayatın beklenen değeri çok daha fazladır ve bu sebeple dini hayatı tercih etmeye başlamıştır.

İşte buymuş.

Kitabı kısaca anlatmak isterdim. Ama siz okuyun öyle. :P Kitapçıya kitabı değiştirmeye gittiğimde (bu arada kitapları kiralayarak okuyorum. Size de tavsiyem bir öğrenci için çok iyi oluyor, her kitaba ayrı ayrı para vermek oldukça zor bu dönemde ) hemen “Empati ?” dedi. Bende “yok abi kalsın , daha ince bir şey varsa şimdilik onu alalım , onu sonra okuruz ” diyerek kitapçı abimizin tavsiyesi üzerine Duane Swierczynski ın Direksiyon Adam adlı kitabını aldık. İsmi çocukça gelse de akıcı bir kitaba benziyor. Okuyalım görelim :)

Bu arada diferansiyel denklemler sınavına girdik Salı günü aman Allahım 3 yıllık üniversite hayatım boyunca (Erasmus yılım hariç) bu kadar kolay sorular görmemiştim. Ama bendeniz yine düşük alarak tarihe geçeceğim galiba.

Yakında görüşmek ümidiyle , sıcaklar iyice bastırdı bu aralar :(

Son yazılarımın ilk yazısı

” “Yazcam ulen artık “  diye başlayan bir değişimin ilk yazısı olur inşallah “, diyerek başlıyorum son yazılarımın ilk yazısına :)

Bugün aynı anda bir çok blogcunun bloguna göz atıp çıktım , baktım her şeyi yazıyorlar , bende ” benim neyim eksik ya, bu adam bunu yazdıysa , benim şunu hiç beklemeden yazmam gerekir dedim” ve hemen açtım blogumu…

Bu aralar yaz okulunda “Olasılıksız ” diye adlandırılmış kitabı okuyarak, okulumuzu en kısa zamanda bitirme ve yaz okulunda alınan derslerden en iyi geçme olasılıklarını yapıyoruz.

Bir de erasmus mecaramızda aldığımız 15 dersin eşleştirmesini hala bitiremedik. Gerçi ben bitirdim bölüm koordinatörümüzün bitirmesini bekliyoruz. Valla ben aldığım 15 derse karşılık bizim okulda 19 ders buldum :D Artık kabul ederlerse ne mutlu bize diyecez. Adak falan mı adasam ne yapsam  :P

Geçenler de 30 Haziran – 6 Temmuz arasında İstanbulda Kariyer Zirvesi vardı.  İyice kariyer yaptık , geldik. Belki onunla ilgili bir yazı da yazabilirim vakit bulursam.

Bir de bizim köyde (Konya – Akşehir – Cankurtaran Köyü ) şölen vardı 20-21 Haziran da onunla ilgili de bir video hazırlayıp yazı yazmayı planlıyordum , sonradan geç oldu diye vazgeçtim. Belki onunla ilgili de bir şeyleryazarım yakında.

Şimdilik bu kadar, sıcaktan erimezsem en kısa zamanda görüşmek ümidiyle…

6
Hepimiz  İstanbul umuzun 2010 da Avrupa Kültür başkenti olacağını biliyoruz.  Çok faydalı olacağından hiç şüphemiz yok.  Ülkemize bir çok şey kazandıracağı ortada özellikle turizm açısından.  Neredeyse 9 aydır Çek Cumhuriyetinin Plzen şehrindeyim. Ve etrafımda  Evropské hlavní­ město kultury 2015 yazıları dolu. Azıcık Çekce kelime bilgimle hemencik anlayıveriyorum 2015 Avrupa Kültür Başkenti. 2015 de de Pilsen olacaksa bu işi bir araştırmak lazım daha önce hangi şehirler olmuş , sonra kimler olcakmış.
Okumaya Devam »

Bak sen şu işe , domuz gribi gibi bir vaka ortaya çıkıyor. Çıkış yeri Meksika… Eeee diyeceksiniz.  Rumsfeld ne alaka ? Tamiflu ne ?

pig_smiling1

Biraz fazla komplo teorisi gibi olcak ama hep başkaları mı yapcak bu işi biraz da biz yapalım. Sallayalım. Donald Rumsfeld ABD Savunma Eski Bakanı , Tamiflu da Domuz gribine çare olarak gösterilen bir ilaç… Eeeee olabilir. Donald Rumsfeld in bu şirkette büyük bir hissesi varmış. Ve Rumsfeld in 5 milyon dolar kâr ettiği konuşuluyor.  11 Eylül ü Amerika nın kendi meydana getirdiği , yok Usame Bin Ladin ve Saddam Huseyin in Amerika nın adamı olduğu söylentilerinin yanında benim yazdığım pek bir şey değil. Zaten ben bir şey yazmadım :D

Eski Gönderiler »