Erasmus öğrencisi olarak 1 ayı geçkin bir süredir Çek Cumhuriyetindeyiz. Peki burada en fazla kullandığımız cümleler replikler nelerdir ? Galiba biz bunları buradan ayrılasıya kadar kullanacak gibiyiz. Bu cümleler her geçtiğinde birbirimize bakıp güler tekrar tekrar söyleriz bunları
Benden önce yazdığı için önce oda arkadaşım Orhan abinin blogundan aldıklarımı yazıyorum. Arada düzeltme yaptıklarımı kendi adımla belirteceğim
Sonuna da kendi yazımı ekliyorum ![]()
@@@@@@@@
or something like that : ingilizce bilmeyenler olabilir…türkçesi: “yada onun gibi bişey” …en çok kullandığımız ve belkide bu başlığı açtıran cümledir. slogandır. dilimize plesenk olmustur…kullanım alanı çook geniştir…özetle muhattabına şunu anlatması beklenir :
şimdi arkadaşım ben bişey anlatmaya çalışıyorum ama naalet olsun işte sen Türk olsan iki kelimeylen çözerdik de bu işi işte olmayasıca benim ingilizce bu durmu ifadede kifayetsiz kalıyo…açıklayım derken de iyice sıçtık…ben bunu daha da sıvamadan bu konuyu burda kapatalım…
@
hayat sana güzel : okula gitmem gerekmediği için düzenli olarak okula giden hatta çarşamba günleri sabahın 7,30 unda derste olması gereken arkadaşlarımın erasmus durumumu özetleyen cümlesi…
@
what/why/who are we waiting for? : türkçesi:” ne bk yemeye bu kadar adam burda dikeliyoruz?.” çek cumhuriyetinde erasmusun en güzel yanı habire bir yerlere gitmek durmadan bi aktivite peşinde koşmak…her şey güzel yeni mekanlar ortamlar yemekler-başta öyleydi artık yeni yemek yok-…ama işte her gülün bi dikeni var…kalabalık bir ekiple hareket etmek zor…bi kere buluşma noktalarında kesin bekliyoruz hani o Allahın emri…sonrasında ne zaman nerde olacağı belirli olmamakla beraber bi yerlerde birilerini bir şeyleri şuursuzca bekleyeceğimiz de kesin…o durumlarda herkes bu soruyu soruyo kimse cevabını bilmiyo
@
why this are shops closed ? : çek cumhuriyetinde garip bir mesai anlayışı var daha önce yazmıştım…resmi dairelerde haftada iki gün official day-resmi gün- anlayışı var…yani bu günlerde resmi daireler aksam 5 e kadar açık…kalan günlerde cogu 12 de kalanlarda 2 de kapatıyorlar…kimse yok…hadi tamam bunlar devlet dairesi diyosun gittiğimiz turistik mekanlarda hediyelik eşya satan dükkanlar bile saat 4-5 gibi kapatıyor…daha da ilginci öğle arasında 1 saat daha tatil yapıyolar…nasıl mı..? dükkandakileri çıkarıyolar yeni müşteri almadan kapılar kilitleniyo…ben Marianske Lazne de az daha tuvalette kalıyodum
tuvalet kapanır mı arkadas ? kalabalık ve hayatı hareketli yaşayan memleketlerden gelen biz erasmuslarda kapalı dükkanları boş sokakları görünce bu cümleyi ısrarla çemkiriyoruz ama anlayan nerde…
@
sen olmasan bu erasmus çekilmez veli : bizim uykucu şirin , çakal veliye sıkça sarf ettiğimiz bi cümledir…olmadık yerlerde beklenmeyen anlarda umulmadık cümleler üreten bu arkadaşı seviyoruz…varol velii…
(bu repliği benim kullanmamın imkanı yok
)
@
where the hell are the ukranian girl ? : ” nerde bu ukraynalı kızlar ? ” giyim kuşamları olsun hal tavır oturup kalkmaları olsun yüzlerindeki gözlerindeki makjay ve piercing tarzı şeyleriyle olsun hemen farkedilen tiplerdir…gariptirler…doğa gezisine 10cm topuklu ayakkabılarıyla gelip dağ bayır arnavut kaldırımı demeden yürüyen aha şimdi kırıldı bu sefer kesin gider bu topuk düşünceleriyle bizi-bizden kastım yöre halkı- stresten strese sokan 3lü…fotoğraf makinası bünyelerinde değişik bir etki yapıyo bunların…makina görünce şuh pozlar vereleri geliyo…feysbuktaki resimlerini görse devlet youtube u acar facebook u kapatır valla
hani veli de ekliler de ordan biliyorum
… özetle bunlar türk olarak bizim aklımızda şekillenen ukraynalı kavramının içini doldurur…katıldıkları her gezide istisnasız kaybolan hatta bir gezide birden fazla kaybolabilen salak üçlü…bu yetilerinden(!) ötürü her gezide en az bir kez bu cümle zikredilir…
aslında velinin kankası jorge nin bu konuda bi teorisi var ama o bizim erasmus sırrımız olarak kalacak…
( Buraya ekleme ve düzeltme yapıyorum İspanyol Jorge benim kankam değil , hadi Portekizli Jorge deseydi belki derdim. Bir de bu Ukraynalı kızlar Erasmuscu değil…)
Orhan abimiz bu kadar yazmış şimdi de ben devamını getireyim bari.
Bir de bunu deneyelim. : Yabancı bir ülkeye gelmişsin bir kere elbette market ihtiyacın olacak. Bizim oralardakine benzer bir şeyler gördüğümüz zaman hemen elimize alıp bakıyoruz acaba tanıdık mı diye. Bakıyoruz yazılar Çekçe ve Slovakça genelde at sepete birde bunu deneyelim diyip her seferinde yeni bir şeyler alıyoruz
Erasmus un sonuna geldiğimizde hala bu cümleyi söylüyor olabiliriz
Bu kola da böyle deyip aldığımız kola. Ama çok ucuzdu. Oraya kadar içildi sanmayın 4 bardağa konulunca zaten oraya kadar geldi.Arkadaşlar şeker katıp da denedi ama olmadı.
Olmadı çay demleriz : Aslında başka bir düşünce yok çay içeceğimiz zaman ‘sen suyu koy olmadı çay demleriz.’ Deriz. Ama bu repliğin bir çıkışı var tabi ama oda Orhan abinin söylediği gibi erasmus sırrımız olarak kalacak:D
Erasmus erasmus olalı… : Bu cümleyi edebiyatımızda mübalağa denilen söz sanatını kullanmamız gereken yerlerde sıkça kullanıyoruz. İlk örnek benim blog.
-Erasmus erasmus olalı böyle yemek görmedi yaaa.. gibisinden uzayan cümleler..
Kuş uçuşu 1500 kilometre de.: Bu cümleyi de genelde kötü durumlara düştüğümüz zaman kullanıyoruz (Sıklıkla Orhan abi kullanır…) Kuş uçuşu 1500 km. yol gelmişiz yediğimiz yemeğe bak ya gibi..
Şimdilik bu kadar eğer bu cümlelere başka replikler eklenirse yenilemeler yapacağız tabi ki
Bizi izlemeye devam edin.



puhaha süper
hemen hepsine katılıorum ama Allahtan bizim ukraynalı kızlarmız yok :p he hiç mi salak yok? var tabi
guzel blog, faydali bilgiler.. bende yapicam isallah su erasmusu
Keşke olsaydı ama
Abi ben ne yaşadıysam aynısını dile getirmişsiniz. Tebrik ediyorum. Lan veli daha ne kadar duracaksın Çek’de. Ben master ı bıraktım. Pamukkale’ye elveda dedim hee….
Ben Haziran a kadar burdayım abi. Herkes aynı şeyleri yaşıyor zaten erasmusda